Gül; edebiyatta, sanatta ve geleneksel uygulamalarda sevgi, zarafet ve kalple ilişkilendirilen güçlü bir semboldür. Gül yağının aromaterapi dilinde “kalbin yağı” olarak anılması da bu kültürel mirasla, kokunun duygular ve anılar üzerindeki öznel etkisinin birleşiminden doğar.
Bu ifade tıbbi bir tanım değildir. Aromaterapi geleneğinde gül kokusu; öz şefkat, duygusal yakınlık, yas ve sakinleşme temalarıyla birlikte anılır. Bir kokunun kişide oluşturduğu his; anılara, kültüre ve kişisel tercihlere göre değişebilir.
Uçucu gül yağı çoğunlukla Rosa damascena gibi kokulu gül türlerinin taze yapraklarının su buharı distilasyonuyla işlenmesi sonucu elde edilir. Çok miktarda yapraktan az miktarda yağ çıktığı, hasat ve distilasyon dikkat gerektirdiği için değerli bir hammaddedir.
Distilasyon sırasında iki ürün oluşur: uçucu yağ ve hidrosol olarak da bilinen gül suyu. Uçucu yağ çok yoğun bir aromatik bileşen karışımıdır. Gül suyu ise suda çözünen aromatik bileşenleri çok daha düşük yoğunlukta taşır. Kullanım biçimleri ve güvenlik ölçütleri aynı değildir.
Gül kokusunu seviyorsanız bulunduğunuz ortamda kısa süreli ve düşük yoğunlukta kullanabilir ya da uygun şekilde seyreltilmiş bir ürünü kişisel bakım rutininize ekleyebilirsiniz. Amaç güçlü bir koku yaymak değil, size iyi gelen ölçüyü bulmaktır.
Aromaterapi ürünleri hastalıkların tanı veya tedavisi için kullanılmamalıdır. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır.